Karamuk’tan…

herkesin derdi değirmenin suyu

HERKES KENDİ DERDİNDE Haziran 22, 2010

Filed under: susma haykır — karamuk @ 01:49
Tags: , ,

Geçen gün arkadaşımla sohbet ederken birbirimize en son ne zaman ağladığımızı sorduk. Sahi en son ne zaman ağlamıştım ben? Aslında çok da uzak değil, daha 20 gün önce Kocaeli’den İstanbul’a dönerken gördüklerime dayanamamış ve uzun uzun ağlamıştım.

Otobüs İstanbul’a yeni girmişti, henüz sabahtı ve daha İstanbul’a girer girmez işe gitme trafiği her yanımızı sarmıştı. Ben de biraz harçlık ve yemek kartı uğruna okulda görevli öğrenci olarak çalıştığım işime yetişmek için yollardaydım zaten. Cam kenarında iyice cama yapışmış dışarı bakarken elinde “Açım, acil iş arıyorum” yazılı büyük kartonuyla bir umutla arabalara bakan bir adam fark ettim. O sıcakta üstünde ağır bir ceketle bekliyordu, kim bilir belki dışarı çıkacak tek kıyafeti oydu. Açtı ve para dilenmiyordu, açtı ve ekmek istemiyordu, sadaka değildi derdi, açtı ve iş arıyordu. En doğal hakkını, çalışma hakkını istiyordu. Devletten, devlete bağlı kurumlardan umudunu kesmiş olacak ki lüks arabalarında tek başlarına trafiği işgal eden kocaman(?) adamlardan iş istiyordu, çalışıp para kazanabileceği, para kazanıp karnını doyurabileceği bir iş. Öyle bu güneşli günlerde Bodrum’a gidebilmek için falan da değil. Oysa güzel olurdu o ceketinden biraz kurtulsa, azıcık denizde yüzse. Dayanamadım bu sahneye, Karagüneş de kulağımdaki müzikte “Bu kapitalist sistemde herkes kendi derdinde” diye çınlıyorken koyverdim kendimi yanımdaki kızın bakışlarına aldırmadan. Ne yapabilirdim ki başka, elimden gelmeyen gözümden geldi.

Arkadaşıma bunları anlatırken geçen sene yine İstanbul’daki devlet hastanelerinden birinde yaşadıklarım da aklıma geldi. Çok kötü hastaydım, ateşten ve ağrıdan ayakta duracak halim yoktu ama sıramı kaçırmamak için polikliniğin önünde dikilmek zorundaydım. Herkes benimle benzer haldeydi ve beklemekten sabrımız tükenmişti. Kapı açılıp da görevli adam numaraları saymak için kapıdan burnunu uzattığında hepimiz hevesle birbirimizin üstüne çullanıyorduk. O sırada şanslı olarak muayene sırası gelmiş ve muayeneden çıkmış biri aramıza karıştı. Çok da şanslı değildi ki; “Kardeşlerim, ilaç masraflarım 37 lira tutuyor. Hiçbir sağlık güvencem yok, lütfen biraz yardım edin” diye gözümüzün içine bakmaya başladı. Yanında hastası perişan haldeydi, kendiyse ondan perişan. Ezile büzüle, utana sıkıla lafını bir kez daha tekrarladı; “Lütfen, ilaçlarımızı almamıza yardım edin”. Kimse bir şey demedi, diyemedi. Görevli adam kapıdan burnunu uzattığında bu kez benim numaramı söyledi de onun içimi sızlatan bakışlarından kaçabildim.

Başbakan Tayyip Erdoğan “Herkes 12 milyon işsizi konuşuyor ama kimsenin çalışanlardan bahsettiği yok” diyor içi rahat, karnı tok. Evet 12 milyon işsizi dilimizden düşürmüyoruz, düşüremiyoruz çünkü komşumuz aç yatarken tok yatmak helal değil, çünkü onlar sokaklarda, her yerde resmen sürünmekte. Çok ısrar ediyorsa çalışanlardan da söz edelim elbet, onlar ne halde biliyor musunuz sayın Erdoğan? Onlar sağlık güvencesi olmadan çalışmakta, ilaç alamamakta, onlar en fazla kiralarını ödeyebilmekte ama doğalgazlarını açamadıklarından evlerinde üşümekte, çalışanlar Zonguldak’ta maden ocağında can vermekte. Şimdi gönlünüz oldu mu?

 

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.